Jeolojide Ekol Kurmak
Türkiyede
akademik ve kurumsal anlamda Jeoloji eğitiminin 100 yılı
aşkın süre önce İstanbul Üniversitesinde
başladığı bilinmektedir. Türkiyede günümüzde jeoloji
bilgisi kullanarak çalışan hemen hemen tüm devlet
kurumlarının ve üniversite bölümlerinin kuruluşlarında
İstanbul Üniversitesinde yetişen yerbilimciler ve/veya bu
yerbilimcilerin yetiştirdiği nesiller bir şekilde yer
almıştır. Bu değerli kurum sadece kurumların ve
üniversite bölümlerinin kurulmasında değil aynı zamanda ülkenin
yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin ortaya konması ve çeşitli
bayındırlık faaliyetlerinin hayata geçmesinde de ülke
ekonomisine ve vizyonuna önemli katkılar sağlamıştır.
Çeşitli
sebeplerden dolayı farklı mekanlarda eğitim vermek zorunda kalan
İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü en büyük
sorunlarını İstanbul Üniversitesi Beyazıt
yerleşkesinden 1991 yılında Avcılar yerleşkesine
taşınması ile yaşamaya başlamıştır*.
Söz konusu yıllarda Avcılar yerleşkesi yeni bir yapılanma
içinde bulunmaktadır. Eğitim öğretim yönünden binalar kabul
edilebilir bir yapı ve donanımda olsa da,
sosyal ve kültürel anlamda neredeyse sağlıklı ve kabul
edilebilir hiçbir unsura sahip değildi. 1999 İzmit (Marmara veya
Gölcük depremleri olarak ta bilinen) ve hemen birkaç ay sonraki Düzce
depremleri ise eğitim-öğretim açısından kabul edilebilir
donanıma sahip binaların yapısal olarak sorunlar içerdiğini
de göstermiştir. Her iki depremin etkisi ile Jeoloji Mühendisliği
Bölümünün de içinde olduğu Mühendislik Fakültesi binası önemli hasar
görmüş neticesinde yine çeşitli sebepler ile 2002 yılında
binada deprem etkilerinin azaltılmasına yönelik iyileştirme
çalışmalarına başlanmıştır. İyileştirme
çalışmaları sırasında eğitim öğretime
aynı binalarda devam edilmesi zorunluluğu ortaya
çıkmış, farklı hava koşullarında duvarı,
kapısı, penceresi vb. olmayan sınıflarda dersler ve
uygulamalar yürütülmek zorunda kalınmıştır.
1991
yılındaki taşınma, 1999 yılında meydana gelen
depremler ve ardından başlanan iyileştirme çalışmaları,
Jeoloji eğitimi için ihtiyaç duyulan laboratuvar mekanlarının ve
teçhizatlarının kullanılamamasına veya zarar görmesine,
eğitim-öğretim için ihtiyaç duyulan her türlü materyalin kısmen
zarar görmesine kısmen de bu zorlu süreçlerde kullanılamamasına
neden olmuştur. Bilindiği üzere Jeoloji Mühendisliği
eğitimi sadece dersliklerde değil, çeşitli laboratuvarlarda ve
saha ortamında gerçekleştirilmektedir. Avcılar
yerleşkesinde yer alan tüm fakültelerdeki öğrenciler gibi hatta
yukarıdaki eğitim şartlarından dolayı daha fazla
olarak Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğrencileri bu iyileştirme
çalışmalarından oldukça olumsuz etkilenmişlerdir. Bu
etkilerin en aza indirilmesi şüphesiz söz konusu dönemde görevli olan her
seviyedeki akademik ve teknik personelin özverisi sayesinde olmuştur.
Elbette tüm süreçleri derinden yaşayan yazar olarak burada başta
dönemin tüm Araştırma görevlileri olmak üzere, bazı öğretim
üyelerinin biraz daha fazla katkı sunduğunu söylemekte fayda vardır.
Jeoloji
Mühendisliğinin zorlu serüveni 26 Eylül 2019 Silivri (Mw:5.8) depremi ile
yeni bir boyut kazanmıştır. Bu depremden önce binanın
durumu hakkında konunun uzmanları tarafından sunulan talep ve
görüşler Dekanlık mercilerine sunulsa da herhangi bir olumlu geri
dönüş alınmamıştır. Ancak doğa, Silivri Depremi
ile Fakülte binasında hasar oluşturmuştur. Böylece taraflı
tarafsız herkesin kabul etmek zorunda kaldığı binanın
tahliyesi gerçeğini gözler önüne sermiştir. Elbette tahliye sürecinin
hızlandırılması yönündeki temenni ve beklentiler yine karşılıksız
kalmış, Fakültenin kampüs içindeki nispeten daha modern binalara ve
kampüs dışındaki binalara taşınma işlemi ancak
2020 Mart ayındaki Pandemi
koşullarından hemen önce gerçekleşmiştir. Bu güvensiz
binalardan taşınmayı hızlandıran süreç İstanbul
Üniversitesinin 05 Mayıs
2018 tarihli, 30425 sayılı
Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe
giren 7141 sayılı
kanun ile ikiye bölünmesinden sonra
hızlandırıldığını da not etmek gerekir.
Böylece İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ismini alan üniversitenin
Jeoloji Mühendisliği Bölümü olarak Hadımköydeki
yerine taşınmıştır. 2018 Silivri depremi ile oldukça
zarar gören binaların ardından Üniversitenin bölünmesi, Bölümün
Ulusal ve Uluslararası çapta tanınırlığının
tekrar sağlanması için ayrı bir gayreti daha gerektirmiştir.
Hem taşınma süreçlerinin fiziksel ve ruhsal zorlukları hem de
tanınırlığın tekrar elde edilmesi
aşamalarında Bölümün yine çok büyük bir kısmı son derece
özverili bir şekilde İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği
Bölümünün köklü geleneklerine yakışır şekilde
desteğine devam etmiştir.
Tüm bu
zorlu şartların ardından Avcılar merkez yerleşkede
süren inşa faaliyetleri neticesinde 2026 Yılı Bahar
aylarında Bölümün Avcılar merkez yerleşkesindeki yeni ve
kalıcı binasına taşınacağı haberi
doğrulanmıştır.
Bilinen ve
doğduğu adıyla İstanbul Üniversitesi Jeoloji
Mühendisliği Bölümü, şu anki adıyla İstanbul
Üniversitesi-Cerrahpaşa Jeoloji Mühendisliği Bölümü
yaşadığı tüm zorluklara rağmen pek çok kurum ve
kuruluşun dış destek almadan ayağa kalkamayacağı
ağır yapısal sorunlar ile kendi imkanları ile mücadele
etmiştir. Tüm bu sorunları geçmişten aldığı güç
ve sorumluluk ile başta o dönemki genç
araştırmacıların özverisi sayesinde aşmayı
bilmiştir. Kurumsal yapısının gücüyle her zaman olduğu
gibi yine ülkemizin başta ulusal alandaki maden, enerji ve
bayındırlık faaliyetlerine katkıları ise artarak
sürmektedir. Tüm bu zor süreçler için harcanan enerji ve zaman bilimsel
çalışmalara odaklanmış olsaydı, sonuçların ne
kadar parlak olacağı tartışmaya kapalıdır. Bu durum
eğitim kurumlarının yapılandırılmasında
kalıcı ve ihtiyaca yönelik binaların da ne kadar önemli
olduğunu bir kez daha göstermektedir. Eğitim kurumlarında bina
unsurunun önemi Ekol oluşturan
farklı seviyelerdeki köklü eğitim kurumları örnekleri ile aşikardır.
Bu zorlu
serüvenin bir önemli kazanımı belki de Ülkemizin geleceğinin
daha güçlü olması adına bu özverili yaklaşımların tüm
genç araştırmacılara örnek olacak olmasıdır.